11
11
Kendini Bilme Sanatı: To Be “Well” House
Sahnedeki zarafetiyle tanıdığımız Tuba Ünsal, yaşadığı genetik hastalık sonrası başlayan içsel ve fiziksel iyileşme yolculuğunu, kurduğu To Be “Well” House’ta ortak bir deneyime dönüştürüyor. İyi olma halini zihin, beden ve duygular arasında kurulan bir denge olarak ele alan bu yeni alan, onun kişisel yolculuğunun doğal bir uzantısı.
Yazar Sena Yavuz
Fotoğraf: Pelin Kaçar
To Be “Well” House’u doğuran, içten ve dıştan olmak üzere bütünsel iyileşme sürecinizi başkalarıyla da paylaşmanıza yol açan spesifik bir farkındalık anı var mı?
Aslında tek bir an yok, bir birikim var. Ama bir noktada şunu çok net fark ettim: İnsan hayatını dışarıdan ne kadar “iyi” kurarsa kursun, içeride bir düzensizlik varsa o hayat sürdürülebilir olmuyor. Ben uzun süre hayatı yönetmeye çalıştım. Sonra hayatın beni yönettiği anlardan geçtim. Ve asıl dönüşüm, kontrol etmeyi bırakıp anlamaya başladığım yerde oldu. To Be “Well” House da tam olarak bu farkındalıktan doğdu: İyileşmek bir sonuç değil, bir ilişki biçimi. Kendinle kurduğun ilişki.
Platform başarı, para ve ilişkiler gibi hayatın en temel alanlarını bilinç dışı üzerinden ele alıyor. Bu yaklaşım, kullanıcıya pratikte nasıl bir fark yaratmayı hedefliyor?
Hayatımızın büyük kısmını bilinçli seçimlerimizle değil; bilinç dışı kalıplarımızla yaşıyoruz. İnsanlar genelde şunu yapıyor: Davranışı değiştirmeye çalışıyorlar ama altyapıyı hiç sorgulamıyorlar. Bizim yaklaşımımız sorunu çözmek değil, sistemi görmek. Para, ilişki, başarı... Bunlar sonuç. O sonuçları üreten iç mekanizma değişmeden, hiçbir şey kalıcı olarak değişmez. To Be “Well” House’un hedefi, insanın kendi iç yazılımını fark etmesi çünkü farkındalık geldiğinde, değişim zaten kaçınılmaz oluyor.

Hayatın bu kadar somut alanlarını bilinç dışı ve farkındalık üzerinden yeniden tanımlamak bireye ne kazandırır? Kontrol mü, özgürlük mü?
Kontrol bir illüzyon. Gerçek olan özgürlük. Ama o özgürlük, “her şeyi yapabilmek” anlamına gelmiyor. Kendi seçimlerinin sorumluluğunu alabilmek demek. İnsan kendini tanımadığında kontrol etmeye çalışır. Kendini tanıdığında ise yön verir. Bu çok ince bir fark ama hayatın kalitesini tamamen değiştiriyor.
To Be “Well” House’u doğuran, içten ve dıştan olmak üzere bütünsel iyileşme sürecinizi başkalarıyla da paylaşmanıza yol açan spesifik bir farkındalık anı var mı?
Aslında tek bir an yok, bir birikim var. Ama bir noktada şunu çok net fark ettim: İnsan hayatını dışarıdan ne kadar “iyi” kurarsa kursun, içeride bir düzensizlik varsa o hayat sürdürülebilir olmuyor. Ben uzun süre hayatı yönetmeye çalıştım. Sonra hayatın beni yönettiği anlardan geçtim. Ve asıl dönüşüm, kontrol etmeyi bırakıp anlamaya başladığım yerde oldu. To Be “Well” House da tam olarak bu farkındalıktan doğdu: İyileşmek bir sonuç değil, bir ilişki biçimi. Kendinle kurduğun ilişki.

Platform başarı, para ve ilişkiler gibi hayatın en temel alanlarını bilinç dışı üzerinden ele alıyor. Bu yaklaşım, kullanıcıya pratikte nasıl bir fark yaratmayı hedefliyor?
Hayatımızın büyük kısmını bilinçli seçimlerimizle değil; bilinç dışı kalıplarımızla yaşıyoruz. İnsanlar genelde şunu yapıyor: Davranışı değiştirmeye çalışıyorlar ama altyapıyı hiç sorgulamıyorlar. Bizim yaklaşımımız sorunu çözmek değil, sistemi görmek. Para, ilişki, başarı... Bunlar sonuç. O sonuçları üreten iç mekanizma değişmeden, hiçbir şey kalıcı olarak değişmez. To Be “Well” House’un hedefi, insanın kendi iç yazılımını fark etmesi çünkü farkındalık geldiğinde, değişim zaten kaçınılmaz oluyor.
Hayatın bu kadar somut alanlarını bilinç dışı ve farkındalık üzerinden yeniden tanımlamak bireye ne kazandırır? Kontrol mü, özgürlük mü?
Kontrol bir illüzyon. Gerçek olan özgürlük. Ama o özgürlük, “her şeyi yapabilmek” anlamına gelmiyor. Kendi seçimlerinin sorumluluğunu alabilmek demek. İnsan kendini tanımadığında kontrol etmeye çalışır. Kendini tanıdığında ise yön verir. Bu çok ince bir fark ama hayatın kalitesini tamamen değiştiriyor.
Saç ve Makyaj: Neriman Eröz
Fotoğraf Asistanı: İlayda Aşık